BLOGGER TEMPLATES AND TWITTER BACKGROUNDS

23 Ocak 2010 Cumartesi

Baska dilde aşk



Bu aralar kalabalığı sevmiyorum.

Alışveriş merkezleri hınca hınç dolu.
Sözde insanlarda para yok, olsa hiç evlerinde oturmayacaklarmış demek.
Sinemalar da ana-baba günü.
Çok film var seyretmek istediğim ama kalabalıklar gözümü korkutuyor.
Canım dışarı çıkmak bile istemiyor bazen.
Genelde evde fiilm seyretmeyi tercih ediyorum.
Neyse bir cumartesi günü kızımın zorlamasıyla bir alışveriş merkezinin sinemasına gittiğimizde filmlerin çoktan başladığını ve en yakın seansın en az 2 saat sonra başlayacağını görünce diğer bir alışveriş merkezine yürümeye başladık.
Kızım ve ben aslında iyi anlaşırız.Konu film seçmek olunca işimiz biraz zor... Ne de olsa 25 yaş fark var aramızda.Öyle bir film bulmalıydık ki ikimizi de bağlasın.Çok zor beğeniyorum artık. Öyle bir film olmalıydı ki gittiğimize değmeliydi.Fragmanlarını seyrettiğimiz filmler vardı, onlardan birini seçelim istiyorduk.Onca filmin arasından "başka dilde aşk"filmini seçtik.Mor ve Ötesi - Ayıp olmaz mı? şarkısı da filmi seçmemizin en önemli nedenlerindendi. Dinlemenizi tavsiye ederim.
Filmden ve oyunculardan bahsedeyim size biraz.(Belki merak edersiniz de gidip izlersiniz ya da izlediyseniz yorum yazarsınız.)
Mert Fırat'ı tanıyor musunuz? Hani Binbir Gece dizisinde Onur'un kardeşi, ya da Kapalıçarşı dizisinin Ardası. İşitme engelli bir genci canlandırmış. Öyle başarılı ki...
Senaryoyu ilksen Başarır ile beraber yazmış.Belli ki yaptığı işe inanmış.Bir insan hem engelli hem de şampiyon bir takımın oyuncusu olabilir mi? Evet olabilir. Film buna benzer bir çok sosyal mesaj veriyor.

Saadet Işıl Aksoy filmdeki bayan başrol oyuncusu. Mert Fırat'ın yanında sönük kalsa da,kimilerine göre donuk,kimilerine göre yapmacık olsa da elinden geleni yapmış bence.
Senaryo da iyi olunca çağrı merkezinde çalışan Zeynep rolünü iyi oynamış diyebiliriz.
Zeynep,bütün gün telefonda tanımadığı insanlarla konuşmak zorunda kaldığı için mi bilinmez, konuşmadan anlaşabildiği Onur' la huzur bulabileceğine inanmak istiyor. Arkadaş çevresi onu dışlasa da, o yine de mutlu olabilme mücadelesi veriyor.
Lale Mansur Onur'un annesini canlandırmış. Bir engelli annesi olarak evladı için endişelenen ve üzülen bir anne. Çocuğu ile iletişim kurabilmek için işaret dilini öğrenmiş bir anne.

Tuğrul Tülek de Kamuran rolu ile çok başarılı. Onur'un psikolojik sorunları olan ev sahibi. Herkesin farklı bir hikayesi var dedirtiyor insana.

Emre Karayel var ya hani 1 kadın 1 erkek dizisinden tanıdığımız o da var bu filmde. Zeynep'in patronu rolünde. Kötü adam karakterini canlandırdığı için olsa gerek çok itici geldi bana.

Çok sevdim ben bu filmi ve de Mor ve Ötesi' nin Ayıp olmaz mı? şarkısını.

Ayrıca,filmde Türkçe alt yazı kullanılmasını çok beğendim.
Keşke bütün filmler engelliler de düşünülerek çevrilse.
Eve gelince internetteki yorumları okudum. Çok acımasızca eleştirmişler filmi.
Oysa gerçekten son zamanlarda izlediğim en iyi film diyebilirim.Seyretmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

2 Ocak 2010 Cumartesi

KORKUYORUM


Yaşlanmaktan korkuyorum ben.

Hem de yaşamayı bu kadar çok severken.

İnsanın kendine bile itiraf etmekte güçlük çektiği birşey.

En çok ta bunamaktan.

Oysa ne çok isterim istemediğim şeyleri unutmayı.

Sevmediklerimi ömür boyu hayatımdan çıkarmayı.

Benim korkum sevdiklerimi unutmak.

Yaşadığım en güzel anları hatırlayamamak.

Sanırım bu yüzden çekiyoruz onca fotoğrafı.

Bu yüzden yazılıyor bloglar.

Hayat çok acımasız, insanlar fani ya.

Böyle biriktiriliyor onca hatıra.

Bir gün gelir de ya ben de hatırlamazsam

.Hatırlayamazsam.

Ya sevdiklerim bana yabancı olursa.

Zaten kalabalıkların içinde bile yalnızız hepimiz.

Yaşam savaşında herkes yorgun, ağlamaklı.

Bir de düşünsenize en yakınınızı bile tanımasa gözleriniz.

Düşünmek bile istemiyorum.Şiiri severim hem de çok.

En sevdiğim şairlerin en güzel şiirlerini unutur muyum?

Ya da en sevdiğim şarkıların nakaratlarını.

Doğum günlerini, tanışmaları ya da ayrılmaları...

Hele ölümleri ya da sonları...Y

üzmeyi çok seviyorum mesela.

Denizi de unutur muyum yaşlanınca?

Ne dersiniz?